Amerika Vize Danışmanlık

Amerika vizesi söz konusu olduğunda süreç Avrupa ülkelerinden tamamen farklı işler. Sadece kusursuz bir dosya hazırlamak maalesef yetmez. Çünkü işin ucunda o meşhur yüz yüze mülakat aşaması vardır. Evraklarınız ne kadar sağlam olursa olsun, o birkaç dakikalık görüşmede kendinizi doğru ifade edemezseniz her şey bir anda tersine dönebilir.

Olay aslında çok uzun ve detaylı bir sistem olan DS-160 formuyla başlar. Bu forma yazdığınız her bir detay, mülakatta karşınıza çıkacak soruların temelini atar. İşte Amerika vize danışmanlık süreci tam da bu noktada hayat kurtarır. Formdaki beyanlarınızla içeride vereceğiniz cevaplar arasında ufacık bir çelişki bile olmamalıdır. Biz sizinle oturup bu formu kelimesi kelimesine, tamamen kendi gerçeğinize uygun ama memurun mantığına da ters düşmeyecek o ince çizgide dolduruyoruz.

Sadece kağıt işlerini halledip sizi o binaya tek başınıza göndermiyoruz. İçeride sizi tam olarak nelerin beklediğini, memurun hangi sorularla niyetinizi tartacağını önceden tek tek konuşuyoruz. O camın arkasındaki gergin atmosfere sizi zihnen tamamen hazırlıyoruz. Doğru kurgulanmış bir Amerika vize danışmanlık desteği aldığınızda, kapıdan içeri girerken ne diyeceğini bilen ve kendinden son derece emin biri olursunuz. Bütün o stresi dışarıda bırakıp vize onayınıza giden yolu en güvenli şekilde bizimle yürürsünüz.

Amerika Vizesi Başvuru Süreci Neden Avrupa’dan Daha Zordur?

amerika-vize-danismanlik

Avrupa vizesi alırken aslında kural çok bellidir. Evraklarınızı eksiksiz bir şekilde dosyalarsınız ve yetkili kişi sadece o kağıtlara bakarak bir karara varır. Çoğu zaman memurun yüzünü bile görmezsiniz. Oysa Amerika vizesi sürecinde işler tamamen farklı yürür. Çünkü Amerika o kalın kağıt destelerinden çok sizin bizzat ne anlattığınıza bakar. Evrakların arkasına saklanma şansınız maalesef yoktur. Karar tamamen o camın arkasındaki memurla yapacağınız kısacık göz temasına ve vereceğiniz anlık cevaplara bağlıdır.

Bu zorlu süreç aslında o meşhur DS-160 formunu doldururken başlar. Oraya yazdığınız sıradan bir detay bile mülakat günü karşınıza çapraz soru olarak çıkabilir. Siz içeride heyecanla memurun sorularına cevap verirken, memur bir yandan da ekrandaki o formu inceler. Eğer ağzınızdan çıkan tek bir kelime bile formdaki bilgiyle uyuşmazsa inanın o görüşme oracıkta biter. Avrupa’da bir evrak eksikse konsolosluk sizden ek belge isteyebilir. Ama Amerika’da böyle bir şansınız hiç olmaz. Memur anında ikna olmadıysa o kırmızı mühürlü kağıdı elinize tutuşturur.

İşte Amerika vizesi başvuru sürecini insanların gözünde bu kadar korkutucu yapan şey o mülakat anındaki belirsizliktir. Biz Visapratik olarak sürece tam bu noktada güçlü bir müdahale yapıyoruz. O kritik formu tamamen sizin hayat gerçeğinize uyacak ama memurun da mantığına ters düşmeyecek şekilde dolduruyoruz. Hangi soruya nasıl cevap vermeniz gerektiğini daha siz konsolosluğa gitmeden çok önce netleştiriyoruz. Böylece o odaya girdiğinizde sürprizlerle karşılaşmıyor, sadece onayınızı alıp rahatça dışarı çıkıyorsunuz.

DS-160 Formu Nedir ve Neden Önemlidir?

ds-160-formu-nedir-amerika-vizesi

DS-160 formu aslında sizin o konsolosluktaki dijital kimliğinizdir. Amerika’ya kendinizi ilk tanıttığınız yer tam olarak burası. Adınız, nerede çalıştığınız veya ne kadar maaş aldığınız gibi sıradan bilgilerin çok ötesine geçer. Tüm geçmişinizi, aile bağlarınızı ve oraya asıl gidiş amacınızı tek tek bu sisteme işlersiniz. Siz daha o mülakat odasına adım atmadan aylar önce, tüm gidişatın temeli tamamen bu formla atılmış olur.

İşte tam da bu yüzden aşırı derecede önemlidir. Çünkü bir amerika vizesi başvuru sürecinde bütün hikaye aslında bu belgenin etrafında döner. Görüşme anında kaderinizi sadece memurun anlık ruh hali belirliyor sanabilirsiniz. Oysa işin aslı hiç de öyle değil. O cama doğru yaklaştığınız an memurun önündeki ekranda tek bir şey açıktır. O da sizin günlerce uğraşıp doldurduğunuz o DS-160 formudur. Karşınızdaki kişinin size yönelteceği her soru, kafasında kuracağı her mantık tamamen buradaki yazılı beyanlarınıza dayanır.

Yani formdaki tek bir kutucuğu bile öylesine, laf olsun diye işaretleme lüksünüz asla yoktur. Orada yazdığınız ufak bir detayla içeride söylediğiniz tek bir kelime bile uyuşmazsa memur anında şüphelenir. Formda başka, mülakatta başka bir profil çizdiğiniz an o görüşme maalesef hüsranla biter. Biz Visapratik olarak işi baştan çok sıkı tutuyoruz. Bu kritik formu tamamen sizin hayat gerçeklerinize ve mülakatta izleyeceğimiz stratejiye göre ilmek ilmek işliyoruz. İçerideki sohbetinizle o ekrandaki verileri kusursuz bir şekilde eşleştirip tüm riskleri ortadan kaldırıyoruz.

B1/B2 Turistik ve Ticari Amerika Vizesi Mülakat Süreci

B1/B2 vize mülakatı denildiğinde herkesin aklına o filmlerdeki uzun ve gergin sorgu odaları gelir. Oysa gerçek hiç de öyle değil. İçeri girersiniz, gişedeki memurla aranızda sadece kalın bir cam vardır. Bütün o stresli bekleyişin ardından asıl görüşmeniz inanın en fazla iki veya üç dakika sürer. Memurun amacı sizi köşeye sıkıştırmak falan değildir. Sadece o ülkeye gerçekten turistik ya da ticari bir amaçla mı gidiyorsunuz, yoksa asıl niyetiniz oraya yerleşmek mi? Temelde tek anlamaya çalıştığı şey tam olarak budur.

İşte o kısacık sürede memuru ikna etmeniz gerekir. Peki memur neye bakar? Türkiye’deki hayatınıza, kurulu düzeninize ve seyahatiniz bitince geri dönme ihtimalinize odaklanır. İyi bir işiniz, düzenli bir kazancınız ya da burada sizi sıkıca bağlayan aile bağlarınız varsa işiniz epey kolaylaşır. Ama şunu asla unutmayın. Memur bütün sorularını doğrudan formunuza bakarak sorar. Nereye gideceğiniz, orada ne kadar kalacağınız veya ne iş yaptığınız gibi gayet sıradan sorular yöneltir. Siz o anki heyecanla formdakinden farklı bir şey söylerseniz, memurun kafasında hemen o ret şüphesi uyanır.

Biz tam da bu yüzden sizi o binaya asla hazırlıksız göndermiyoruz. Mülakatta karşınıza çıkabilecek tüm soruları, memurun o an sizden ne duymak istediğini çok önceden oturup detaylıca konuşuyoruz. Size yapay cevaplar ezberletmiyoruz. Sadece kendi gerçeğinizi en doğal ve en net haliyle nasıl anlatacağınızı gösteriyoruz. O camın karşısına geçtiğinizde ne diyeceğini bilen, kendinden gayet emin biri oluyorsunuz. Böylece o birkaç dakikalık görüşmeyi hiç paniğe kapılmadan atlatıp vize onayınızı rahatça alıyorsunuz.

Konsolosluk Mülakatında Sıkça Sorulan Sorular ve Kritik Tavsiyeler

Konsolosluk mülakatına girdiğinizde size kimse hayat hikayenizi sormaz. O camın arkasındaki memur aslında temelde hep aynı basit şeyleri merak eder. Neden bizim ülkemize geliyorsunuz? Orada nerede kalacaksınız ve bu gezinin parasını kim ödeyecek? Bir de Türkiye’deki bağlarınızı yoklayan o meşhur sorular vardır. Ne iş yapıyorsunuz? Kazancınız ne kadar ya da evli misiniz? Bütün bu soruların aslında tek bir amacı vardır. Sizin oraya gidip temelli yerleşme niyetiniz olup olmadığını tartmak. Dışarıdan çok karmaşık görünür ama inanın soruların hepsi son derece sıradandır.

Peki bu sorulara nasıl cevap vermek gerekiyor? Çoğu insan tam da bu noktada paniğe kapılıp çok büyük bir hata yapıyor. Heyecandan lafı gereksiz yere uzatıyorlar. Oysa karşınızdaki memur uzun uzun destan dinlemek istemez. O sadece net ve kısa cevaplar arar. Mesela size “Nereye gidiyorsunuz?” diye sorduğunda sadece “New York’a” deyip susmanız gerekir. Neden orayı seçtiğinizi veya hangi müzeleri gezeceğinizi anlatmaya başlarsanız memur anında şüphelenir. Çünkü fazla detay vermek bir şeyleri ispat etmeye çabalamak gibi algılanır. Bir diğer altın kural ise asla formunuzla çelişmemektir. Oraya yazdığınız rakamla içeride söylediğiniz miktar birbirini tutmazsa görüşme oracıkta biter.

Bütün bu stresi tek başınıza omuzlamak zorunda değilsiniz. Doğru kurgulanmış bir amerika vize danışmanlık süreci aslında tam da bunun için var. Biz sizinle o görüşmenin çok gerçekçi bir provasını yapıyoruz. Size asla robot gibi yapay cümleler ezberletmiyoruz. Kendi gerçeğinizi en kısa, en net ve en ikna edici şekilde nasıl anlatacağınızı birlikte çalışıyoruz. Hangi soruya nerede nokta koymanız gerektiğini çok önceden netleştiriyoruz. Siz de o binaya adım attığınızda gereksiz panikten uzaklaşıp ne söyleyeceğini çok iyi bilen rahat birine dönüşüyorsunuz.

 

Amerika Vizesi Reddi Sonrası Yeniden Başvuru Yapılabilir Mi?

Mülakattan elinizde o malum kırmızı mühürlü kağıtla çıkmak elbette çok can sıkıcı. Çoğu kişi ret aldıktan sonra bir daha asla Amerika’ya gidemeyeceğini sanıyor. Oysa durum hiç de öyle değil. Reddedilmiş olmanız ömür boyu kara listeye alındığınız anlamına asla gelmiyor. Sadece o anki şartlarınız veya anlattıklarınız memura pek mantıklı gelmemiştir. Sistem size her zaman yeniden başvuru yapma hakkı verir. Hatta isterseniz hemen ertesi gün bile yeni bir randevu alabilirsiniz. Fakat ortada çok net bir gerçek var. Dosyanızda hiçbir şeyi değiştirmeden hemen tekrar konsolosluğa koşmak, o vize harcını tamamen çöpe atmaktan farksızdır.

Çünkü karşınızdaki sistem hep aynı çalışır. Hayatınızda veya dosyanızda gözle görülür hiçbir değişiklik yoksa, memurun size vereceği karar da doğal olarak değişmez. Memur dosyayı açtığında ilk olarak “Geçen sefere göre ne değişti?” diye bakar. Belki maaşınız ciddi oranda artmıştır. Belki iş yerinizi değiştirmişsinizdir. Ya da ilk mülakatta aşırı heyecanlanıp o çok haklı gidiş gerekçenizi hiç anlatamamışsınızdır. İşte ikinci başvurunun bütün mantığı tam olarak geçmişteki bu açığı kapatmak üzerine kurulmalıdır. Aksi halde yine o aynı kısa süreli görüşmeyi yapıp aynı sonucu alırsınız.

Biz sürece tam da bu noktada çok güçlü bir müdahale yapıyoruz. Geçmişteki o olumsuz mülakatta tam olarak neler yaşandığını, memurun en çok hangi cevaba takıldığını sizinle oturup uzun uzun analiz ediyoruz. O eski formu satır satır inceleyip o gözden kaçan mantık hatasını mutlaka buluyoruz. Yeni başvuruyu asla eskisinin bir kopyası gibi yapmıyoruz. Çok daha ayakları yere basan, memurun kafasındaki o eski soru işaretlerini tamamen silip atacak taze bir yol haritası çiziyoruz. Böylece o kapıdan bu kez çok daha tecrübeli, hatalarını arkada bırakmış ve onay alacağından emin bir şekilde içeri giriyorsunuz.

 

Ret Gerekçesini Analiz Etme ve İtiraz Süreci

Vize reddi aldıktan sonra çoğu kişi hemen bir dilekçe yazıp karara itiraz edebileceğini düşünür. Avrupa’ya başvuru yapıyorsanız evet, bu mantık işler. Ama Amerika söz konusuysa işin rengi bambaşkadır. Elinize standart bir ret kağıdı verilir ve konu orada tamamen kapanır. Gidip şikayet edebileceğiniz bir üst kurul ya da o kararı bozdurabileceğiniz bir itiraz makamı maalesef yoktur. Yani uzun uzun savunmalar yazıp konsolosluğa dilekçe yollamak inanın hiçbir işe yaramaz. Sistem size sadece tek bir seçenek sunar. O da sıfırdan yepyeni bir başvuru yapmaktır.

Peki içeride tam olarak neyi yanlış yaptınız? Size verilen o matbu kağıtta genelde tek bir gerekçe yazar. Türkiye’ye olan bağlarınızı kanıtlayamadınız. Aslında bu çok genel ve standart bir cümledir. Gerçek sebep o kağıdın üstünde açıkça yazmaz. Çoğu zaman görüşmedeki çok ufak bir pürüze gizlenmiştir. Belki formdaki rakamlarla ağzınızdan çıkan miktar o an uyuşmadı. Belki işinizi anlatırken heyecanlanıp konuyu gereksiz yere uzattınız. Ya da sadece beden diliniz memura fazla gergin geldi. Asıl sorunun ne olduğunu bulmadan hemen heyecanla yeni bir randevu almak büyük bir hatadır. Aynı olumsuz filmi bile bile tekrar izlemek gibidir.

Biz Visapratik olarak süreci işte tam burada devralıyoruz. Geçmişteki o olumsuz görüşmeyi sizinle oturup adeta yeniden yaşıyoruz. Memur size en çok hangi soruyu sordu? Siz kelimesi kelimesine ne cevap verdiniz? O eski formda memurun mantığına ters düşen şey tam olarak neydi? Bütün bu parçaları birleştirip o gizli ret gerekçesini bulup çıkarıyoruz. İkinci başvurunuzu ise o eski açığı tamamen kapatmak üzerine kuruyoruz. O kapıdan bu kez sadece şansını denemeye giden biri olmuyorsunuz. Ne yaptığını çok iyi bilen ve o onayı almaya tamamen hazır biri olarak içeri giriyorsunuz.

Hemen Ulaşın!

Vize Başvurunuzu Hızlı, Pratik ve Güvenli Şekilde Biz Yönlendirelim.